Es’i BilmekEs’i Bilmek

Es’i Bilmek

Bugün de aksiyon potansiyeli üzerine tefekkür edelim. Bir kas hücresini ele alacak olursak uyarı geldiğinde bir süreliğine başka uyarı almamak üzere kendini kapatır. O ilk uyarı kasın kasılmasını sağlarken, ancak kasılma bittikten sonra bir uyarı daha alabilir hale gelecektir hücre.

Aynı şekilde bir kimseye bir sözü söylerken de tane tane söylemek gerekir ki gerekli etkiyi oluştursun ve söylediğimiz söz boşa gitmiş olmasın. Biz nefes almadan art arda yedi tane şey söylersek, iyi ihtimalle karşı taraf birincisini, üçüncüsünü, beşincisini ve yedincisini algılayacak, aradakiler sanki hiç söylenmemiş gibi olacak. Ve her ne kadar seni “dinleyen” kişi anlamış gibi kafasını sallamaya devam etse de konunun bağlamından uzaklaşacaktır.

Velhasılı bir topluluğa sesleniyorsak ya da karşımızdaki kişinin yapısını bilmiyorsak tane tane, es vererek konuşmak gerekir ki bizdeki kelimeler karşıya varabilsin. Nasıl ki aksiyon potansiyeli oluştuktan bir süre sonra kas kasılması gerçekleşir, aynı şekilde konuşurken olduğu kadar susarken de anlam kazanır kelimeler.

Karşımızdakinin yapısı da son derece önemlidir. Mesela çizgili kas dokusuna verilen uyarılar (aksiyon potansiyeli) çok kısa sürer. Ve kasılma bu uyarının akabinde başlar. İkinci uyarıyı da ancak ilk uyarı bittikten sonra kabul edebilir. Bir uyarı bittikten sonra diğeri gelecek şekilde art arda gelen uyarılarla birlikte çok iyi bir kasılma performansı sağlanabilir (tetani). Bununla birlikte bu yoğun uyarı silsilesi uzun sürerse kas yorgunluğu meydana gelir. Ama kalp kası öyle değildir, aksiyon potansiyeli süresi uzundur. Yani uzun süren bir uyarı verilir. Bu uyarı daha bitmeden kasılma başlar ve biter. Ve ikinci uyarıyı ancak kalp gevşedikten sonra kabul edebilir.

Çizgili kası; pratik olan, sözü hızlı anlayıp bilgiyi hızlı bir şekilde işleyebilen kişilere benzetebiliriz. Bu kişiler bir durum karşısında hızlı çözüm üretebilir, hızlı bir şekilde bilgileri öğrenip onları güçlü bir şekilde kullanabilir. Bu şekilde öğrenilenler, duyulanlar, dinlenilenler hızlı bir şekilde beyne girip yoğun bir şekilde kullanılır fakat bu da zihni çok yorar (kas yorgunluğu). Bu kişiler de hızlı öğrendikleri için sürekli bir zihin fırtınası içinde olurlarsa yorulurlar. Bunun için zihinlerini dinlendirmek onlara iyi gelir. Uzun dönemde ise bu bilgiler/söylenenler ekstra bir işlemden geçmezse kolayca akıldan çıkabilir.

Bazı kişiler de vardır ki bir bilgiyi aldıktan sonra onu işlemesi gerekir. Ancak böyle bir sonraki sözü kabul eder, anlamlandırabilir. Bunu da kalp kasına benzetebiliriz. Bu kişiler bilgiyi alır, güzelce sindirir, o bilgiyi özümser, ilişkilendirir, bağlantılar kurar, kalıcı hale getirir. Sonrasında başka bir bilgi öğrenir, onu da aynı şekilde sindirir. Ve bir süre sonra bu bilgileri kullanarak yeni şeyler ortaya çıkarır. Yeni bağlantılar ortaya koyar. Bilgiyi yeni bilgilerle besler (kalp gibi). Bu kişilere öğrenmeleri için zaman tanınmalıdır.

Bunlardan biri diğerinden mutlak olarak daha iyi diyemeyiz, bir yapı meselesidir. Kalp böyledir diye kalbi küçümseyebilir miyiz? Kalp kası, çizgili kas gibi art arda uyarıları kabul edip kasılı kalabilseydi, kalbimiz hızlandığında kalp gevşeyemeden kasılı halde kalırdı. Yani kalbimiz her hızlandığında kasılı halde kalır ve kan pompalayamazdı. Bu da hayatla bağdaşmaz. İşte aynı şekilde bu insanlar da toplumun kalbidir, düşünceyi beslerler. Onlar olmadan bilim, çağ atlayamaz. Uzun dönemde ise bilgisiz/oksijensiz kalır ve ölür.

Ses’in güzelliği es’inden gelir, es’siz ses gürültüden ibarettir.
Konuşmayı bilmek yetmez, durmak gereken yerde durmayı bilmek de gerektir.

Konuşmada cümleye anlam veren kelimelerdir de anlamı karşıya taşıyan sondaki noktadır.
Cümlede virgüller yaya, nokta oka benzer de; kelimeler, okun üstünde ağırlıktır.

Cümlede ok; virgül ile gerilir, nokta ile yola koyulur.
Nokta gelmek bilmezse, gerilen kol yorulur.
Geç gelen nokta; oku yaydan çıkarsa da, hedefi vurmak hayal olur.

Nokta, kelimeleri hedefe taşıyan oktur.
Oka az yüklenirsen vurma şansın çoktur.
Ağır okun hedefe varma şansı yoktur.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Sen de bir yorum yaz
E-posta adresiniz kimseyle paylaşılmayacak.

En Çok Okunanlar

01




02




03




04




05




Sizin İçin Seçtiklerimiz






Tıbbiyeli Dergi















Son Yorumlar