Dostluk Üzerine Bir Vaveyla
Eller semaya dönende kapılar açılır derler
Canın Cananı’n bulduğu kapıya vardım
Gözden yaş akanda rahmet celbolur derler
Gözde yaş kalmadı çağlar akıttım
***
Kanadı yaram, yandı cânım
Yanan ben mi idim bir heyula zannım
İnsan derler, şifa olur sandım
Yanlış mıyım yoksa hakikat yalnızı mı, acizim?
***
Halk eyleyen bütün beniâdemi Yüce Yaradan,
Muhabbet merhemi çalınsa idi kan akar mıydı yaradan?
Heyhat sana ahsen-i takvîmde yaratılıp esfel-i sâfilîne inen can,
Yanlış mıyım yoksa hakikat yalnızı mı, acizim?
***
Şan, şeref, makam, ünvan, beyaz önlük hepsi fâni
Takıldım kaldım, nefsimi doyurdum, çabalarım hani
İğneyle kazmaktan zor; cihad-ı ekber, nefis terbiyesi
Yanlış mıyım yoksa hakikat yalnızı mı, acizim?
***
İnsan derler, içi dışından büyükse mundar ola
Muhabbet bilmez, gönlü harab ise leşten edna
Vay ki yürüyen leşlere sarıldım hasbi bir zanla
Yanlış mıyım yoksa hakikat yalnızı mı, acizim?
***
"Fâniden umma vefa" deyu fısıldadılar kulağıma
Denileni kabul ettiremedim aklıma, indirmedim sadrıma
Yol aldım, yara aldım, ateşler düştü yamacıma
Yanlış mıyım yoksa hakikat yalnızı mı, acizim?
***
Söndüremedi ateşleri sakalımı yıkayan yaşlarım
Toprak da nedir; yüreciğime gömdüklerim var, herkesten saklarım
Kimse bilmez, sen bilirsin Ya Rab, durmaz yanarım
Yanlış mıyım yoksa hakikat yalnızı mı, acizim?
***
Bir gece vakti arşa yükselir yapılan dualar
Feryad-ü figan eder yüreğim, dost olan anlar
Dost deyu sarılırım, ahiren isyan eder kaçar
Yanlış mıyım yoksa hakikat yalnızı mı, acizim?
***
Zavallı gönül pek çok defa vuruldu, dost diye nicesine sarıldı
Dostluk manası bende büyük acılar ile karıldı
Civarım dost demenin, dostluğun yangını ile sarıldı
Yanlış mıyım yoksa hakikat yalnızı mı, acizim?
***
Dünya fâni, dostluk fâni, muhabbet fâni,
Konan göçtü, selam verenler ve verilen selamlar fâni
Bildim ki gören gözüm, dilimde sözüm, gönlümde derdim fâni
Vefa derler, söz derler, hakikat derler; fâniden de fâni!
Kenan'da ağlayan Yakub, hastalıkla imtihan edilen Eyyüb hani,
Tûr'daki Musa, gökteki İsa, gemideki Nuh hani,
Babamız Âdem, dost olan İbrahim, kurban olan İsmail hani,
Hâtemü’l Enbiyâ, Efdal-i Mevcudât Ahmed Muhammed Mustafa ﷺ hani,
Nerededir Ya Rab sığınacağım liman, kime gideyim?
Ah çekebilseydim kendimi şu berbat dünyanın damarlarından,
Ah mümkün olsaydı da soğuk soğuk çekilseydi kanım damarlarımdan,
Dehşet bir buhrandayım, fena bir cezirdeyim, çıldırmak kenarındayım,
“Vefa kimde?”, “Dostluk nerede?” vehimleri yemekte beynimi,
Vesveseler kurcalar, heyhatlar düğün eder iken havsalamda,
Bildim ki yanlışım, doğru diye yol almışım bunca zamandır; acizden de acizim
Anladım ki hakiki dostluk ve muhabbet Sen'de, Sen'den, Sen'in,
Nasip eyle ben acize Ya Rab şifa olan dostluğun, muhabbetin.
Allahümme amiin, amiin, amiin
Dostluk nedir bize öğreten, gösteren, belleten Fethi Gemuhluoğlu üstada rahmet olsun. Mübareğin; üzerinde hatıralar, bir zamanın dostlarından kalan yadigârlar mahfuz kalmış pek kıymetli eseri “Dostluk Üzerine”’yi alıp okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Zira şiir de başlığı da ondan ve yaşanmışlıklardan ilham almıştır.
Ocak 2024, Ankara