“Veren ben alan benden üstündür.” Bir Hadis-i Şerifin Psikolojik Tahlili“Veren ben alan benden üstündür.” Bir Hadis-i Şerifin Psikolojik Tahlili

“Veren ben alan benden üstündür.” Bir Hadis-i Şerifin Psikolojik Tahlili

Buhari ve Müslim’in rivayet ettiği bir hadis-i şerif’te Peygamber Efendimiz (sav) “Veren el, alan elden üstündür.” buyuruyor. Bu hadisin şerhlerine baktığımızda zekât ve sadakanın toplumsal açıdan önemli ibadetler olduğu, bu ibadetleri yapanların yani verenlerin alan kişilere göre daha üstün olduğu gibi yorumlardan bahsediliyor. Bu açıklamaların kısmen doğru olsa da yetersiz olabileceğini; bu hadiste Peygamber Efendimizin (sav) vermenin asıl faydasının veren kişiye olduğunu, veren el olmanın psikolojik sağlığımız açısından daha iyi olduğunu da anlatmaya çalıştığını düşünüyorum. Hadis şerh etmenin haddim olmadığını bilerek bu hadis-i şerif için psikolojik açıdan bir açıklama getirmeye çalışacağım.

Modern psikolojiye göre insanın psikolojik sağlığı bilinçdışından kaynaklanan dürtülerin doyurulmasına bağlıdır. Bilinç dışından kaynaklanan dürtülerin temel merkezi “id” adı verilen yapıdır. Esasen insanın psikolojik aygıtı “id”, “ego” ve “süperego”dan oluşsa da temel vurgu “id”ye yapılır. “Ego”nun görevi “id”nin isteklerini gerçek dünyanın şartlarına göre organize etmek; “süperego”nun görevi ise “id”nin aşırı isteklerini baskılamaktır. Modern psikiyatrinin kurucusu olarak kabul edilebilecek S. Freud’a göre de “id”den kaynaklanan temel insani dürtüler cinsellik ve saldırganlıktır. Bu dürtüler ortama ve olanaklara bağlı olarak sağlıklı şekilde doyurulabildiği sürece insan mutlu olacak; bu dürtülerin doyurulmasında problem olduğunda ise psikolojik rahatsızlıklar baş gösterecektir.

İslami anlayışa göre durum biraz farklıdır. “Kalpler ancak Allah’ı anmakla tatmin olur.” ilahi buyruğunda da bildirildiği üzere insan kulluk görevlerini yerine getirebildiği, arzu ve isteklerini fıtratına uygun şekilde karşılayabildiği ölçüde dünya ve ahiret mutluluğuna ulaşabilecektir. İnsanın psikolojik aygıtı olarak kabul edilebilecek olan “nefs” çok boyutlu ve çok katmanlı bir yapı olarak tanımlanmaktadır. Tasavvufta “nefs”in 7 katından bahsedilir ki bunlardan bir kısmı ismen Kur’an-ı Kerim’de de geçmektedir. Mevlâna da insanı 900 katlı bir yapıya benzetmiştir. Bu çok katlı anlayışa göre alt basamaklar insanın hayvani yönünü; üst basamaklar ise insanın rabbani yönünü temsil etmektedir. Alt katlarda kötülüğü emreden “nefs” varken ilerlemeye bağlı olarak kötülüklerden pişman olmaya, Allah’tan ilham almaya, tatmin olmaya, Allah’tan razı olmaya, razı olunmaya ve son olarak da kâmil insan olmaya kadar yükselebilir. Peki yükselme nasıl olacaktır? Bu sorunun cevabı için kütüphaneler dolusu literatür bulunmakta lakin bu soru yazımızın bağlamı dışındadır.

Bu noktada hadisimize geri dönelim: “Veren el, alan elden üstündür.” Anlatmaya çalıştığım haliyle “Veren ben, alan benden üstündür, üsttedir, yukarıdadır.” Yani yükselmenin anahtarlarından bir tanesi de “vermek”tir. Vermek ama neyi? Tabi ki hadis-i şerifte bahsedildiği üzere maddi anlamda vermek yani infak etmek akla ilk gelendir ve mutlak doğrudur ancak sadece mal mıdır verilecek olan? Kulluk görevlerini yerine getirmede en başarılı nesil olarak nefs basamaklarında en üst basamaklara ulaşabilmiş olan sahabe efendilerimize baktığımızda mallarıyla birlikte kimi zaman canlarını, kimi zaman sağlıklarını verdiklerini de görmekteyiz. Nefs basamakları arasında yükselmenin sistemleştirilmiş adı olan seyr-i sülukta da vermeye özel önem verilmektedir. Az uyku, az konuşma ve az yemek ile vermenin zıddı olan alma fiilinin azaltılması hedeflenmekte, dünyalık zevklerden el çekilmesi önerilmektedir. Tıbbiyeliler için yazarken şunu da eklemek isterim ki insan nefesini bile alırken solunum kaslarını kasmak zorundayken nefes verirken herhangi bir kas kullanmasına gerek duymamaktadır.

Özet olarak; insanın bir veren konumu bir de alan konumu olduğu kabul edilirse veren konumda olmanın fıtratımıza daha uygun olduğu, yükselmemiz için bir vesile olabileceği söylenebilir. Yani “Veren ben alan benden üstündür.”

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Sen de bir yorum yaz
E-posta adresiniz kimseyle paylaşılmayacak.

En Çok Okunanlar

01




02




03




04




05




Sizin İçin Seçtiklerimiz






Tıbbiyeli Dergi















Son Yorumlar