Kardiyologların Tedavi Edemeyeceği Kalp HastalıklarımızKardiyologların Tedavi Edemeyeceği Kalp Hastalıklarımız

Kardiyologların Tedavi Edemeyeceği Kalp Hastalıklarımız

İnsanlık olarak post-modern diye isimlendirilen şu dönemde yaptığımız en büyük hatalardan birisi de madde ile mana arasındaki köprüyü yok etmemiz oldu. Artık manayı müzeleştirirken, maddeyi de anlam dünyamızın merkezine koyuyoruz. Bunun tıptaki yansımasının da insanın merkezinin kalp’ten beyine alınması olduğunu düşünüyorum. Peygamberimiz aleyhisselam "İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir" buyuruyor. Artık modern tıpta hastalarımıza bütüncül bakamıyoruz maalesef, fakat bütüncül bakmaktan kastım organların tamamına bütüncül bakmak değil. Hastaya Allah’ın emaneti olan, duyguları olan, bir ailenin parçası olan, ruh dünyası derinliği olan, sosyal bir varlık olan eşrefi mahlûkat olarak bakamıyoruz. Hastalar artık bizim için birer obje(?) mesafesinde. Rakamlar ve sayılar ile ifade ettiğimiz anlamsız (varlıklar) makine gibi neredeyse. Onların duygularını, hissettiklerini, yaşadıklarını düşünmüyor, onlar ile hemhal olmuyoruz.

İnsanın merkezinin kalbten beyine alınması ve hastalıkların sadece maddesel planda değerlendirmesi neticesinde de kalb hastalıkları deyince artık akla; kalp krizi, kalp yetmezliği vs geliyor sadece. Peki, insanın kalb rahatsızlıkları sadece bunlar mıdır? Haset, kibir, ucub, riya, sum’a, mala olan aşırı düşkünlük, uzun emel sahibi olma, acelecilik… Bunlar kalb hastalıkları değil mi? Kalp krizi çok tehlikelidir. Evet, kişiyi anında rabbi ile hazırsız bir biçimde buluşturabilir (evet). Bu yüzden hastalar kalp krizi risklerini belirlemek için kan yağına baktırmak, yediğine içtiğine dikkat etmek ve düzenli spor yapmak gibi önlemlere başvuruyor. Peki diğer kalb hastalıklarımız zararsız mı, tehlikesiz mi? Kibir sahibi bir kalb cehennem kütüğü olmayacak mı? Kibir sahibi olunduktan sonra ne anlamı kaldı doktorluğun, paranın, onun bunun?...

Değerli kardeşlerim size birkaç hatırlatma yapmayı üzerime borç biliyorum. Kalb hastalıkları denilince yukarıda saydığım manevi hastalıkları unutmayalım. Hatta öncelikle onları hatırlayalım ki önce ahiretimizi imar etmeyi unutmayalım. Yanlış yorumlanan bir sözü de hatırlatmak isterim; "Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya çalış, yarın ölecekmiş gibi de ahirete çalış". Bu sözde vurgu dünyalıklara, çalışın mal yığın değildir. Bilakis yarın ölüp ahirette rabbine kavuşabilirsin, ona hazırlıklı ol, oraya hazırlığı unutma demektir.

Son olarak tedavi yöntemlerini söyleyerek yazımı noktalayacağım inşallah. Tedavide elhamdülillah birçok ilacımız var kardeşlerim. Bunların başında da nefsimizi terbiye ve tezkiye ederek imanımızı sağlam bir şekilde muhafaza etmek gelir. Farz ibadetlerde kesinlikle gevşeklik göstermemek, yetimin başını okşamak, mezarlıkları sık sık ziyaret etmek ve ölümü sık sık anmak, her daim sabırlı olmak, ihlas sahibi olmak, salihlerle oturup kalkmak, salih insanların yaşantılarını okumak, her daim rabbimize uzun uzun dua etmek, düzenli beceremesek bile en azından ayda bir iki kez teheccüt namazı kılmak, düzenli Kur’an okumak gibi tedavi metodları mevcut. Rabbimiz bizleri madde ve manayı arasındaki köprüyü yıkmadan, hikmeti yitirmeden mesleğini icra eden hekimlerden eylesin…

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Sen de bir yorum yaz
E-posta adresiniz kimseyle paylaşılmayacak.

En Çok Okunanlar

01




02




03




04




05




Sizin İçin Seçtiklerimiz






Tıbbiyeli Dergi















Son Yorumlar