YolcuYolcu

Yolcu

Sahi nereyeydi vuslatımız? Kaçışlarımız nereden? Değişen evlerimiz, muhitlerimiz, düşüncelerimizin arasında bir yaprak gibi savrularak kâh süzülüp kâh kasırgalara mı kapılıyorduk? Yahut istikametimiz sabitti de rüzgâr bize göre mi şekil almaya meyyal oluyordu? Ya da rüzgâr bize meyletmese de biz rüzgârla birlikte istikametimizi muhafaza etme gayreti ile mi yürüyorduk? Nereye göçüyorduk? Bu sorular zihnimizde dönerken belki bazen yolumuzu muhafaza ederek bazen rüzgârın tatlı esintisindeki yardımla zamanın akışı içinde devam ediyorduk sadece.

Akış içindeki insan her daim yürür; her geçen vakit içinde değişir, dönüşür. Hep ileriyi hedeflese de yol aldığı gibi bazen de yolda kalır, hatta gerilere savrulur. Sonra kuvvetini toplayıp adım atmaya tekrar niyet eder ve bazen tam da bu anda tekrar düşer. Bu döngü böyle sürer ve gider. Ancak eylem hali devam eder. Sabit olduğunu düşünüp aynılık hissine kapıldığı evrelerde dahi bu eylem sürer. Farklı insanlar, farklı yollar, mevsimin değişen evreleri içinde aslında yol alıyordur; öncesinden göçüyordur. Bu göç bazen yaşantısı içinde gelişen zaruretler sebebiyle şehir, muhit değişimi gibi somut bir şekilde gerçekleşirken bazen de bunlar dahi olmadan bir önceki yaşından, gününden ve hatta anından göçmek şeklinde gerçekleşir. Belki de bunlarla gelen geçicilik hissinden dolayıdır; yaşamı boyunca iş, aile, ev kurarak hatta eserlerini bırakarak kalıcılık oluşturmaya ve iz bırakmaya çalışması. Ancak ne fayda? Ölüm gerçeği insanı bekleyen sonda her zaman için duruyordur. Belki yaradılış gereği belki hayata devam etmek için psikolojimizin bir oyunu olarak bu gerçek, biz üzerine düşünmediğimiz ya da bize hatırlatılmadığı sürece zihnimizde aktif değildir. Ancak biliriz ölümün gerçekliğini. 

Ölüm aslında merhum Sezai Karakoç’un dediği gibi bir göçtür ve dizelerinde şöyle bahseder:
"Anlatacaktım ölümlerini bir sonbahar eşliğinde
Bir kış güneşliğinde
Fakat baktım bu ölüm değil diriliştir
Tabiatı aşan bir bildiriştir
Ne güz ne sarı renk bu göçü anlatır."1

Madem ölüm vardır ve her ne yapsak da, bu dünyada ne kadar kalıcılık oluşturmaya çalışsak da en büyük göçümüz orayadır; o halde "tabiatı aşan o bildirişe" hakkıyla erişmek için, kutlu doğruları üzerimize giyinip hoş bir sada bırakarak göçmeye çabalamak en güzel amaç değil midir?
 

Dipnotlar

 1Ölüm (Leyla ile Mecnun) şiiri, Sezai Karakoç

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Sen de bir yorum yaz
E-posta adresiniz kimseyle paylaşılmayacak.

En Çok Okunanlar

01




02




03




04




05




Sizin İçin Seçtiklerimiz






Tıbbiyeli Dergi















Son Yorumlar